- Auge
- Auge <-s, -n> ['aʊgə] nt1) (Sehorgan) göz; (Sehvermögen) görme;\Auge in \Auge mit jdm biriyle göz göze;mit den \Augen zwinkern göz kırpmak;ich habe es mit eigenen \Augen gesehen onu kendi gözümle gördüm;etw im \Auge haben (Staubkorn); gözüne bir şey kaçmış olmak; (fig) bir şeyde gözü olmak;ein blaues \Auge haben gözü morarmış olmak;vor aller \Augen göz göre göre, herkesin gözü önünde;ein \Auge zudrücken (fam) göz yummak, görmezden gelmek;beide \Augen zudrücken (fig) görmezden gelmek;die \Augen offen halten gözünü açık tutmak;jdm die \Augen öffnen (fig) birinin gözünü açmak;jdn aus den \Augen verlieren birini gözden kaybetmek;jdn nicht aus den \Augen lassen birini gözünden kaçırmamak;in meinen \Augen ... benim gözümde ...;jdn unter vier \Augen sprechen biriyle ağız ağıza konuşmak, biriyle kulak kulağa konuşmak, biriyle baş başa vererek konuşmak;ins \Auge fallen göze çarpmak;etw springt ins \Auge (fig) bir şey göze çarpar;etw ins \Auge fassen (fig) bir şeyi göz önüne almak;sich dat etw vor \Augen führen (fig) bir şeyi gözünün önüne getirmek;gute/schlechte \Augen haben gözleri iyi görmek/görmemek;große \Augen machen (fam) gözlerini belertmek;kein \Auge zutun gözüne uyku girmemek;mit bloßem \Auge çıplak gözle;so weit das \Auge reicht göz alabildiğine, göz görebildiği kadar;sie traute ihren \Augen nicht gözlerine inanamadı;ich habe die ganze Nacht kein \Auge zugetan (fig) bütün gece gözüme uyku girmedi;mir wurde schwarz vor \Augen gözlerim karardı;\Auge um \Auge, Zahn um Zahn göze göz, dişe diş;aus den \Augen, aus dem Sinn (prov) gözden ırak olan gönülden de ırak olur2) (Punkt beim Spiel) puan, sayı3) (beim Würfel) benek
Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt. 2015.